Ekim, 2009 için arşiv

>UTANÇ TABLOSU

Yayınlandı: 31 Ekim 2009 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

>

Güzel ülkemde Gazi maaşı 300 küsur lira. 2010 için yapılması planlanan zam ise 8,5 lira. Bozdur bozdur harca. Ülke mücadelesinde kolunu-bacağını-gözünü kaybetmiş insanlardan bahsediyorum!

Güzel ülkemde Milletvekilleri de Gazi maaşı alıyor biliyor muydunuz? Mecliste kimler de var? DTP! Kim var DTP milletvekili? Mesela PKK kampında bulunmuş olan Aysel Tuğluk var. Başka kim var? Ali Kırca’nın sunduğu ana haber bülteninde canlı yayına bağlanıp “silahların susturulması” konusunda, her zamanki samimiyetsiz ifadesiyle, “meclise adım attığımızdan bu yana en büyük çabayı pkk pardon dtp sarfetti” diyen Sırrı Sakık var.

PKK yandaşları yürüyüş yapar, kutlama yapar, dağdan katil teröristler inince halaylar çekilir. Nerede ülkenin iç güvenliğinden sorumlu polis? Polis yok ortalıkta, öyle emir almıştır çünkü. Bu gösterilere izin verilir: Demokrasi kisvesi altında.

Teröristler iner dağdan, bir çok kanlı eylemin tetiğini çekmiş teröristler, sözde itirafçı olur, vatansever subaylara iftiralar atarlar, sonra bu teröristleri serbest bırakır, subayları sorgularız, yetmez hapis ederiz.

Bugün 2000’e yakın Şehit ve Gazi ailesi Ankara’da yürüyüş yapmak isteyince Polisin dayağıyla karşılaştı…

Geçen hafta Şehit ve Gazi yakınları Türk bayrağıyla TBMM’ye girmek istedi; Türk Bayrakları alınmadı meclise!

Bu haberler emiyor yaşam enerjimi. Bu yanlışlık bana bir sinema filmi izliyormuşum hissi uyandırıyor. Sahi neler oluyor bize? Tüm bu çarpık olaylar dizisi nereye götürür ülkemi, güzel vatanımı, akıllı insanlarını?

>23. GELENEKSEL PANAYIR GÜNLERİ!

Yayınlandı: 31 Ekim 2009 / Uncategorized

>

“Fiyatlar inim inim iniyor!” sloganıyla İzmit Outlet Center’da 23. geleneksel panayır günleri başladı, duyduk duymadık demeyin!

Bu öyle alışkın olduğunuz sadece adı outlet olan AVM‘lere benzemiyor. İzmit Outlet Center zaten yılın 365 günü ünlü markaları uygun fiyatlara bulabileceğiniz bir merkez. Bunun yanı sıra yılda iki kez Mayıs ve Ekim aylarında ise indirim kaldırımlara taşıyor. Bu kampanya süresince üretici firmalar, merkez depolarında ve mağazalarında bulunan satış hızı düşük ve dolaşımı az olan ürünlerini mağaza önlerine çıkardıkları çeşitli stand ve askılarda outlet fiyatlarından çok daha ucuza satıyorlar. Örneğin Quiksilver’da sezonda 279 TL. olan bir montu 24 TL. ye, Tommy Hilfiger’de sezonda 99 TL. lik bir trikoyu 10 TL. ye sepete atmanız, Sarar’ın markası olan COP’tan 9.90′ a şık bluzlar bulmanız mümkün. Bitmedi Fabrika’da ceketler sadece 25 TL!
Çalışan bayanlara duyurulur!

28 Ekimde başlamış olan panayır günleri 15 Kasım’a kadar devam edecek. Elinizi çabuk tutmanızda fayda var zira devamı olmayan çoğu ürün ilk günlerde satılıyor. Bunun yanı sıra panayır süresince de yeni “mal” takviyesi de yapılıyormuş.

Yandaki krokiden hangi mağazaların bulunduğuna bakabilir, gezmeyi sevmeyen eşinizi-arkadaşınızı Starbucks ya da sinemaya yollayıp alışverişin keyfini çıkarabilirsiniz.

İzmit Outlet Center’ın tecrübelisi olarak panayır günlerinde faydalanabileceğiniz mağazaları yorulmamanız açısında fısıldıyorum: Fabrika-Network, Sarar, Mavi Jeans, Quiksilver, Derimod, çocuğu olanlar için Kanz, ve son olarak benim favorim Tommy Hilfiger…

Elinizi çabuk tutun!

>AY IŞIĞINDA ŞAMATA

Yayınlandı: 24 Ekim 2009 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

Tiyatro sezonunu dün akşam itibariyle açmış bulunuyoruz. Yönetmenliğini Aydın Sigaralı’nın yaptığı Kocaeli Şehir Tiyatroları, Nejat Birecik, Tardu Flordun, Aliye dizisinin meşhur Müco‘su, şimdilerin Ezel dizisinde oynayan adını bilmediğim karakterini canlandıran Barış Falay gibi ünlü oyuncuları bünyesinde barındıran, sergiledikleri her oyundan alınlarının akıyla çıkan başarılı bir topluluk.
Haldun Taner‘in kaleme aldığı Ay ışığında Şamata adlı oyun başladığı ilk andan itibaren görsel bir şölen sunuyor izleyiciye. Çalışkur apartmanının sahipleri Cemil Bey ile Suzan Hanım‘ın ev sahipliğinde türlü çeşit sahnelerle kah gülüyor kah hüzünleniyorsunuz. Genel anlamda komedi türünün en güzel örneklerinden biri olan bu oyunun anlatıcılığını “Müstesna” rolünde Seçil Mutlu üstlenmiş ki kendisinin bu oyundaki performansına hayran olmamak elde değil…
30 yıl öncesinin toplumsal sorunlarıyla günümüzünkiler nasıl da aynı: Bu yüzden oyun güncelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş… Sesli kahkahalarıma engel olamadan izlediğim bu oyun nasıl geçti anlamadım.
2 perde/ 2 saatten oluşan tiyatro oyununun ilk bölümünde toplumsal bir takım gerçekler maskelenmeden izleyiciye aktarılıyor. İlk perde biterken seyirciler arasına serpiştirilen bir oyuncu sesini yükselterek “ne biçim oyun bu kardeşim her karakter de sahtekar, olmaz olsun böyle oyun!” diyerek sözde bir tepki gösteriyor, bunun üzerine 2. perdede aynı olayların günlük yaşantımızda alıştığımız maskelenmiş kısmı sahneleniyor.
Kocaeli Şehir Tiyatroları ile ilgili bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Kaçırmayın derim…

>TAM KAHVALTILIK!

Yayınlandı: 24 Ekim 2009 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>Poğaçaları çok severim, patatesli olanlarını ise daha çok. Hele bir de kahvaltıda sıcacık servis edilir, yanında da iyi demlenmiş bir çay varsa değmeyin keyfime!

Ancak şu sıralar spor işini yine ihmal ettim, Haftaiçi Pamukova‘da yoruluyorum elbette, ama ne kadar ayakta 7-8 saat ders anlatırsanız anlatın tempolu bir hareketle ter atmayınca o uğursuz kilolar yapışıp kalıyor insanın üzerine.

Ee Zeynep bu, içi içine sığmaz. Akşam tiyatrodan döner, Hanımın Çiftliği’nin son 10 dk. sını izler, poğaça hamurunu yoğurur, 23.30′ da 4 km. yürür, sabah da bir güzel poğaçaları mideye indirir. Ne acaip bir döngü!

Pelinin Pastanesi iyi ki varsın! Hem yumuşak olsun hem de mayasız hamur olsun diyor, ama kafama ve damak tadıma uygun bir tarif bulamıyordum. Taa ki süper Pelin bu tarifi verene kadar. Hamurunu ve iç malzemesini akşamdan hazırlayınca sabah sadece şekil verip, yumurta akı ve galeta ununa batırıp fırına vermek kaldı.

Yapımı çok kolay. Yalnızca hamurunu akşam hazırlayıp streç filmle sarıp buzdolabına koyunca içime kurt düştü, sanki hamur biraz fazla yağlı olmuştu. Ama sabah çıplak elle hamuru tekrar yoğurunca anladım ki biraz daha un katmam gerekiyor. Siz siz olun öyle eldivenle hamur yoğurmayın, kıvamı anlaşılmıyor sonra…

Çıplak el en güzeli :))

Sonuç; süper oldu. Daha da bitmedi canı çeken varsa, buyursun gelsin:))

>GÜVEÇTE KESTANE MANTARI

Yayınlandı: 19 Ekim 2009 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>

Haftasonu klasik Migros alışverişinde mantar almak için sebze reyonuna bakarken gördüm kestane mantarını. İlk kez karşılaştığım bu mantar çeşidi bildiğimiz beyaz şapkalı mantardan çok farklı olmamakla beraber daha etli ve rengi de adından anlaşılacağı üzere kahverengi.
Mantarların bir kısmını çorba için kullandım. Kalan mantarları ise, haftaiçi evde olmayacağımdan bozulmasın diye soteledim. Et mamülü kullanmadan yaptığım ilk soteleme denemesi çok da başarılı olunca paylaşayım dedim.
Tarifimiz şöyle,

Küçük bir tencerede, 1 adet yemeklik soğanımızı sıvıyağda öldürdükten sonra yaklaşık 3-4 yeşil biberi katıyoruz, onları da biraz döndürüp ince ince doğradığımız kestane mantarlarını da tencereye ilave edip üzerine 2 domates rendeleyip tuzunu ekliyoruz. Mantarlar suyunu çekene kadar pişirip güveç kaplarına alıyoruz. İsteğe bağlı olarak üzerine kaşar peyniri rendeleyerek fırınlarsanız daha lezzetli olacaktır.

Bu da çok kolay bir yemek. Sıkışık bir gününüzde övgülere sebebiyet vermesi muhtemel…

>KOLAY NAR SOYMA KLAVUZU

Yayınlandı: 18 Ekim 2009 / BUNA TAKTIM

>

“Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane!”
Çocukluğumuzun dilimize pelesenk olmuş bilmecesi. Amma velakin narı çarşıdan alıp eve getirdikten sonra bir‘den bin’e çıkarma konusu birazcık meşakatli idi, artık değil.
Bir önceki “Etimek Tatlısı” başlıklı yazımda “kolay nar soyma yöntemini öğrendim, korksun benden bütün narlar” şeklinde bir beyanatta bulununca okuyucu kitlesinin yoğun ilgisiyle karşılaştım. “Ne olur Zeynep Hanım bizimle de paylaşın bu yöntemi” şeklindeki mesaj bombardımanından sonra, işte açıklıyorum:)

Keskin bir bıçak yardımı ile öncelikle narımızın çıkıntılı kısmını yuvarlak bir şekilde çıkarıyoruz.

Ardından narı elimizle yoklayarak dolgun olmayan, zarlı olduğunu tahmin ettiğimiz yanlarından bıçakla yarım çizikler atıyoruz.

Artık bıçakla işimiz bitti, bir tabağın içine aldığımız narı elimizle yarıklarından çiçek gibi hafifçe açtırıyoruz.

Şimdi tabağın içindeki narı ters çevirip tahta bir kaşık yardımıyla sertçe vurup içinin nasılda patır patır tabağa döküldüğünü görüp mest oluyoruz:)) Bu arada yaramaz bir kaç nar tanesi tabaktan zıplayabilir. Bu yüzden derin bir kase kullanmakta fayda var, bir kaç seferden sonra ustalaşınca gerek kalmayabilir.

Kabuğa sıkıca yapışmış, “ben düşmeyecem işte” diye inat eden narları da elinizle toplayın artık… Bir tanesi bile ziyan olmasın dikkat! O bir tek nar tanesinin içindeki faydaları saymakla bitmez. Bu arada narın dişteki tartarların dökülmesine de yardımcı olduğunu biliyor muydunuz?
Tadı da güzel, tam da mevsimindeyiz, eee ne duruyorsunuz? Yiyin gari!

>ETİMEK TATLISI

Yayınlandı: 17 Ekim 2009 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>

İşte çocukluğumdan kalma bir tat! Aklımda o yumuşacık ve doyumsuz lezzetiyle yer eden tatlı. Geçen gün annemlerde yiyince aklıma geldi ve eve gelip hemen yaptım. Üzerini şimdilerde bolca bulunan narla süsledim.

Bu arada nar diyince aklıma geldi; çok sevdiğim bu meyveyi soymaya üşendiğim için satın almaktan korkardım. Çünkü soymaya kalkınca mutfak tezgahında cinayet işlenmiş gibi her yer, duvarlara kadar kıpkırmızı olurdu, taa ki dün akşam sevgili Aslı ve küçük oğlu Can bana doğru soyma yöntemini gösterene kadar. Artık nar soymak çocuk oyuncağı benim için! Konuyu dağıtmadan tarife geçiyorum,

Gerekli malzemeler:

1 paket etimek, 1,5 su bardağı şeker, 2 bardak su, 1 paket vanilyalı puding.

Önce ufak bir tencerede toz şekerimizi karamelize oluncaya kadar kavuruyoruz. Şeker kahverengini alınca üzerine 2 bardak su döküyoruz. ( Bu aşamada elinizi yakmamaya dikkat edin zira su zıplayacaktır!) Şerbetimiz kaynayınca orta boy bir borcama tek kat olarak sıraladığımız etimeklerin üzerine bu şerbeti eşit bir şekilde döküyoruz. Diğer yanda paket üzerindeki tarife uygun olarak hazırladığınız vanilyalı pudingi de şerbetlediğimiz etimeklerin üzerine boşaltıyoruz ve işte tatlınız hazır.

Öyle krizlere girene kadar, yapın-soğutun mideye indirin: Bitti, gitti!