Şubat, 2010 için arşiv

>İTALYAN EKMEĞİ

Yayınlandı: 19 Şubat 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>

Geçtiğimiz hafta cumartesi günü Alper nöbetçiydi. Ben de pazar sabahı güzel mi güzel bir kahvaltıyı hakeden kocama bir sürpriz yapmak istedim. Önce Sinangil‘in göndermiş olduğu ekmek hamurlarını kullanarak bir ekmek yapmaya karar verdim. Ama sonra fikrimi değiştirdim ve biberiyeli Focaccia’ da karar kıldım.

Aslında bu tarifi Pelinin Pastanesi’ nde gördüğüm andan itibaren denemek istiyordum. Hatta sırf bu ekmek için amcamların bahçesinden biberiye toplayıp balkondaki bir saksıya dikmişliğim bile var! Bu derece de saplantılıyımdır yani. Peki neden bunca zamandır bekledin de yapmadın derseniz, hem biberiyelerimin tutup serpilmesini bekledim okuyucu, hem de açıkçası ekmek yapmaya caseret edemedim. Ama bu tarif inanın çok ama çok kolay! Bir o kadar da leziz…
Pişmeye başladığı andan itibaren bütün eve misler gibi biberiye kokusu yayıldı. Kalıbımda şeffaf olduğu için her yanını aynı ölçüde pişirebildim. Zeytinyağı da hamurun pamuk gibi yumuşak olmasını sağladı.
Şimdi çeşitli içlerle denemeye devam edeceğim bir ekmek bu. Cevizli-çekirdekli-zeytin ezmeli… Artık Allah ne verdiyse!

>SEBAP

Yayınlandı: 13 Şubat 2010 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

>SEBAP: Sakaya’da Eğitimde Başarıyı Arttırma Projesi.

Türkiye genelinde SBS ve LYS_YGS başarısı açıklanıp da Sakarya’nın bir parça gerilerde kaldığını gören Sakarya Valisi
Hüseyin Atak kolları sıvayıp kapsamlı bir projeye imza attı. 2009-2010 öğretim yılında hayata geçen SEBAP ile Sakarya’da LYS_YGS ve SBS’de ki başarının arttırılması hedefleniyor.

Malumunuz ben de bu ilde bir öğretmenim. Daha önce çalıştığım kurumda yaptığım iş, tam da kurum içi başarıyı arttırmak olduğu için bu proje beni çok heyecanlandırdı. Şimdi bana bağlı 12 öğrenci ile beraber “hedef üniversite” toplantılarını da ben başlatmış bulunuyorum!

Özel dershane ve eğitim kurumları devam edebilmek için başarılı olmak zorundadırlar. Ama maalesef devlet kurumlarında bu sinerjiyi ayaklandırmak daha zor. Bazen “senin de başka işin yok mu” türünden bakışlara maruz kalsam da her salı düzenlediğimiz toplantılarla çorbada bizim de ufak bir tuzumuz olacağa benziyor.

SEBAP kapsamında her branştan öğretmenler il merkezinde düzenlenen zümre toplantılarına katıldılar öncelikle. Bunun haricinde ara sınıflara okulda ücretsiz yetiştirme kursları-son sınıflara ise sınava hazırlık kursları düzenlendi ve devam ediyor. Lise ortamının “güvenli” hissettiren çatısından çıktığı anda dışarıda bekleyen “gerçek” hayat hakkında malumat sahibi olan çocuk çalışma gerekliliğini daha iyi kavrıyor. Aynı konuyu anne-babalarından hergün dinlemektense öğretmeniyle yaptığı dostça bir sohbet genç üzerinde daha etkili olabiliyor,
öğretmenlere çok iş düşüyor…

>ESKİ DOSTLAR

Yayınlandı: 13 Şubat 2010 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

>12 yıl aradan sonra lise arkadaşlarımla ( nee?! 12 yıl mı! Kulağa çok feci geliyor!) ve 15 yıl aradan sonra da ( bu daha beter hatta!) ortaokul arkadaşlarımla buluştuk. Her iki organizasyonu ayarlayan kişi ben olmamama rağmen yıllardan sonra gerçekleşen bu buluşmaların birbirini takip eden iki cumartesiye denk gelmesi sizce de tuhaf değil mi?

Astroloji haritam çıkartılmış olsaydı şöyle bir yorum kesin bulunurdu bu ay için: “Uzun zamandır görmediğiniz dostlarınızla buluşup keyifli anlar yaşayacaksınız.”

Önce liseyle başlıyorum. 14 yaşında yatılı okula gittim ben. Ortaokulu Gölcük’ te bitirdikten sonra ileri görüşlü babamın araştırmalarıyla Moda’daki Kadıköy Kız Lisesi’ ne yatılı yazdırıldım. Annemin karşı çıkmaları işe yaramadı, babam kafaya koymuştu, iyi bir lise eğitimi almalıydım. Eğer Gölcük’te karma bir okulda kalacak olsaydım kafam karışabilirdi(!)

İstanbul’ da okuyacak olma fikri ilk anda cazip geldiyse de yatakhane ortamına alışmak, evden ayrılmak zor oldu. Pazar akşamları evden ayrılacak olmanın verdiği stres beni yedi bitirdi. Benim kabuslarım hala bavul toplamakla başlar, yatılı okulun kapısından içeri girmekle devam eder. Sonra kan-ter içinde uyanır, o günleri geride bıraktığıma sevinerek uykuma devam ederim. Zorluklar içinde geçen ilk yıldan sonra iyi arkadaşlıklar sayesinde 2. ve 3. sınıf daha eğlenceli geçti tabii ki.

14-15 yaşında bir sürü kız, bir okulun içinde, hem de gece gündüz, curcunayı varın siz düşünün artık! Kahvaltıdan önce kapalı gözlerle yapılan sabah etütleri, ders,ders,ders, yatakhane, denize nazır kantinde hayal kurmalar, jetonlu telefonun başında sıra beklemeler. Sonra köşk binasının arkasındaki havuzlu evlere bakıp hayal kurmalar. Tüm bunları yaparken yanımda can dostum Hande!

Bu buluşmamızdan tam bir hafta sonra bu sefer Değirmendere’de 15 yıl sonra çoğunu ilk kez göreceğim ortaokul arkadaşlarımla toplandık. Ortaokul daha bir saf tabii ki. Yaramazlıklar daha çocuksu, depremde kayıplarımızda var, o sabah kahvaltı için buluşan 3-M, 15 sene sonra yine o sıcaklığı yakalayıverdi.

Her şey çok güzeldi…

>AYŞE KULİN

Yayınlandı: 11 Şubat 2010 / OKUDUM-SEVDİM

>Yaklaşık 20 gündür aklımda yazılacak bir sürü yazı konusu, şeytanın bacağını kırıp yazmaya başlayamıyorum bir türlü…

Kendimi biraz zorlayarak işte bilgisayar başındayım. Bilgisayar, dipsiz kuyu insan oturunca kalkamıyor başından, e o zaman da bir sürü yarım kalan iş evde bana bakıyor. Hazırlanacak dersler, hatırlanacak dostlar, toparlanmayı bekleyen ev, pişecek yemekler…
Konu başlığıma sadık kalarak hemen iki muhteşem kitap önerim olacak. Kulin’in konuk olduğu “Hülya Avşar Soruyor” programındaki söyleşiyi dinledikten sonra ne zamandır kütüphanede okunmayı bekleyenler arasında yeralan “Veda” ya başlamaya karar verdim.

Kulin röportajında, Veda romanında günlük dilde artık kullanmadığımız bir takım kelimelere bolca yer verdiğini söylemişti. Hülya Avşar’ da “nedir o kelimeler, bir kaç örnek verir misiniz çok merak ettim diyince”, Kulin, “kitabımı oku Hülya görürsün orada” tarzında bir yanıt vermişti. Avşar ise Veda‘ ya başladığını ama işlerinden ötürü tamamlayamadığını belirtmişti.
Benim de başlayıp yarım bıraktığım bir çok kitap oldu. Sebebi ise çoğunlukla yoğunluğum değil, kitapların bana akıcı gelmeyişi idi.
Ama “Veda” kesinlikle yarım bırakılacak bir roman değil. Osmanlı İmparatorluğunun çözülme yıllarında dönemin Maliye Nazırı Reşat Bey ve ailesinin etrafında, çoğunlukla da Beyazıt’ta yani o dönemin saraya yakın en mutena semtindeki konakta geçen olaylar anlatılıyor.
Ahmet Reşat aynı zamanda Kulin‘in anne tarafından büyük dedesi oluyor. Zaten ilk roman Veda, Kulin’in annesi Sitare‘nin doğumu ile, devam niteliğinde olan 2. kitap Umut ise Ayşe Kulin’ in doğumu ile sona eriyor.
Veda‘yı henüz bitirmeden devamı Umut‘ u alıp başucuma koydum. O yüzden Veda bitiyor diye hiç üzülmedim. Çünkü ara vermeden Umut’ u okumaya başladım. Ama şimdi Umut’ un bitmesine 10-15 sayfam kaldı ve bitecek diye o kadar üzülüyorum ki okuma işini yavaştan alıyorum. Böyle de bir huyum var işte. Sevdiğim bir kitap bitince hayatımda da bir boşluk oluşuyor!
Sırada ise yine Ayşe Kulin’in Türkan Saylan’ın hayatını kaleme aldığı “Türkan” var. O da başucumda. Kulin’ciyim bu ara!

>KELEBEKEK

Yayınlandı: 02 Şubat 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>Şubat tatili yarılandı:(
Gerçi yaptığım işi çok sevdiğimden ve çalışma şartlarım ağır olmadığından kendimi çalışıyor gibi de hissetmiyorum. Ama insanoğlu nankör, ne kadar verirsen fazlasını istiyor:))

Haftasonu için uzuuun bir gezi programı hazırlayarak cumadan atladık arabaya, direksiyonu kırdık İstanbul‘dan yana. Beşiktaş, Taksim, Kadıköy-Moda… İstanbul kazan biz kepçe.
Haftasonu OptimumTantitoni den aldığım kelebek şeklindeki silikon kek kalıbımla ilk denememi yaptım. Bu havuçlu-cevizli kek tarifini daha önce Portakal Ağacı’ ndan alıp yapmıştım, çok da güzel olmuştu. Bu sefer kalıbımın boyutları gözüme biraz ufak göründüğü için tarifteki malzemeleri 4 yumurta, 1 su brd. şeker, 1.5 su brd. un olarak değiştirdim. Diğer malzemeler aynen buradaki gibi.

Silikon kalıplar ve mutfak malzemeleri hakkında önceleri önyargılı olsam da bu kalıba bayıldım
-40/+250 derecelere kadar dayanıklı bu tip malzemelerle pasta-kek yapmak hem daha kolay hem de ilginç şekilleriyle daha da eğlenceli. Kalıp ısınmıyor-yapışmıyor. Kırıldı-çatladı- yer kapladı derdi de yok.

Bu silikonlar benden tam not aldı!