Nisan, 2010 için arşiv

>KAĞIT KEK

Yayınlandı: 28 Nisan 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>

İşte son marifetim!

Kağıt kek sevdam çok eskilere gider. Sanırsam kişisel tarihimde kabarma-içi çiğ kalma telaşesi yaşatmayan bu şirin mi şirin, lezzetli mi lezzetli kağıt kekleri yapma hevesim ortaokul yıllarına dayanıyor.
Sevdiğim her işi suyunu çıkarana kadar yapmaktan zevk alan ben, evdeki koca bir tencerenin içi bu minik keklerden doluncaya kadar yapmış, sonra da amcamın çocuklarını çağırıp zorla onlara yedirmiştim. Bilmem onlar hatırlar mı ama o anda hissettiğim anaç ev kadını duygusu beni şu an bile şaşırtıyor:))
Yapılışı şöyle;

2 yumurta ile 1 su bardağı şekeri iyice çırpıyoruz. Daha sonra yaklaşık 150 gr. eritilmiş sanayağı, 2 bardak un, 1 çay bardağı sütü ekleyip tahta bir kaşık yardımıyla iyice karıştırıyoruz. Buzluğumda temmuz ayında kalma vişneler olduğundan ben onları da kattım karışıma. Siz de ceviz-badem-fındık-kuru üzüm ekleyebilirsiniz. Herşey yakışıyor bu tarife.

Dikkat ettiyseniz tarifimde kabartma tozu yok. Çünkü Sinangil‘ in limonlu kekununu kullandım. Siz kekun kullanmıyorsanız tarifinize kabartma tozu ve vanilya eklemeyi sakın ihmal etmeyin; kulaklarımı çınlatmayın!

Benim fırınım büyük olmadığından bir defada ancak 8 kağıdı aldı. İkinci parti kek karışımına 1 kaşık kakao ekledim. Zaten vişne ile kakao çok yakışır birbirine. Toplam 17 kağıtlık bir karışım elde ediyorsunuz bu tarife göre.

Şimdi en üstteki haribo şekerleri de ne alaka diye düşünenler bir bağlantı kurmuşlardır sanırım. Kağıt keklerimi ben bu şekerlerle süsledim. Evde başka bir şey bulamadım, fena da olmadı hani. Özellikle çocuklarına yedirmekte zorlananlar, keklerin, kreplerin üzerinde böyle küçük oyunlarla başarı elde edebilirler belki?

>

Sevgili blogum, biliyorum çok klişe olacak ama seni çok ihmal ettim. Sen ki en sıkışık zamanlarımda, “acaba ne pişirsem, eyvah misafir geliyor!” anlarımda imdadıma yetişmiş bir acil durum-kaybolması mümkün olmayan tarif defterim haline gelmişken…

Ama bende de zaman sıkıntısı oldu şu aralar malumun. Onun haricinde de okuldan eve gelip komaya yakın yorgunlukta kendimi koltuğa bırakıp hatta yaklaşık 12 saat ütüyü fişte unutma dalgınlığına sahipken şu sıralar…(ütü dik konumdaysa hiç bişiycik olmuyormuş test edildi:))

Sakın “haftasonları?” diye sorma bana! Sen de biliyorsun ki yalnızca bu haftasonum boştu yaklaşık 2,5 aydır. E ben de ne yaptım, bak işte oturdum senin gururunu okşuyorum, fazla sitem etme o yüzden.

Neler neler birikmedi ki…

Haftasonu seminer dönüşlerindeki Sapanca kaçamakları mı dersin, ilk kez denenen yemekler mi dersin, bak ayva tatlısı bile yaptım sevgili blog, hem de pek şahane oldu:)

Geçmişe dönük bildirimler yerine şimdi kafamda olanlarla devam etsem bir sakıncası olmaz herhalde?

Öyleyse kısa zaman sonra görüşmek üzere…