Temmuz, 2010 için arşiv

>BİRKAÇ KİTAP

Yayınlandı: 29 Temmuz 2010 / OKUDUM-SEVDİM

>Şimdi birkaç kitap önerisi var.

İlki taze annelere ya da anne adaylarına. Derdini anlatmasının tek yolunun ağlamak olduğu bir küçük insanla nasıl başa çıkacağınız konusunda soru işaretleriniz mi var? Eli kalem-kağıt tutan çoğu kişi gibi siz de kitaplara davranıyorsunuz. İnternet bir dipsiz kuyu. Hatta üzülerek söylemeliyim ki piyasada satılan bir çok anne-bebek-çocuk dergisinde bile birbiriyle çelişen fikirler-önerilere rastlamanız mümkün. Bununla beraber yabancı bir yazara güvenmek de zor. Zaten ABD ve Avrupa‘ daki bebek besleme yolları bile farklılık gösteriyor. Bizdeki kadar taze meyve-sebzeleri olmadığından mamalar ağırlıkta.

İşte bu bilgi kirliliği arasından ayrılan bir kitap “Yaşamın İlk 2 Yılında Çocuk Sağlığı ve Bakımı

Yazarı Prof. Dr. Gülbin Gökçay. İstanbul Tıp fakültesi bünyesindeki Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ nda öğretim üyesi olan bu kıymetli insanımız, aslında anneanne yöntemlerinin ne kadar da sağlıklı olduğunu bir kez daha gösteriyor bize. “Doğru bir beşik şiltesi nasıl olmalıdır'”dan gereksiz temizlik gereçlerine; (şampuan-temizlik sütü-pudra bunlara dahilmiş!) hastalıklar ve sosyal gelişime kadar her tür pratik bilgi ve sağlıklı mama tarifleri bile var bu kitabın içinde.
Kitabı toptan bir kez okudum. Ama ihtiyaç duydukça başvurulacak bir ansiklopedi niteliği taşıdığı için başucu kitabı oldu bile.
2. kitabımız Yazgülü Aldoğan’ ın “Kiralık Adam“ı. Türk tipi bir aşk hikayesi. Kumsalda güneşlenirken, uykuya dalmak için, otobüste vs. rahatlıkla dikkatiniz dağılmadan okuyabileceğiniz bir roman bu. Hafif, hüzünlü, akıcı bir kitap. Sıkmıyor, bezdirmiyor bir bakmışsınız sonu gelmiş.
Sonuyla beraber de bir damla yaş!
3. kitabımız ise hastası olduğum Paulo Coelho’nun son kitabı “Brida
Daha bitmedi ama altını çizmek isteyeceğiniz replikler mevcut. Bir “ruh eşi” muhabbetidir sürüp gider hani. Nasıl da güzel açıklamış yazarımız.

“…Herşeyden çok da, her dünyaya gelişimizde en azından bir kez karşımıza çıkacak Ruh-eşiyle yeniden buluşmayı gerçekleştirmek zorundayız. Bu buluşma birkaç saniye de sürse, bunu gerçekleştirmekten sorumluyuz; çünkü o saniyeler beraberinde, ömrümüzün geri kalanına yetecek yoğunlukta bir aşk’ı getirirler.”
ya da şu;
“…Şoför, “isterseniz bekleyebilirim” dedi. “Buralarda başka araba bulmanız zor olur. Kuş uçmaz kervan geçmez bir yer burası.” Wicca’nın “Merak etmeyin.” demesi Brida’ nın içini rahatlattı. “Biz istediğimiz herşeyi her zaman buluruz.” (okur okumaz “tam da ben!” dedim içimden:))
Çok sevdim çok!
Okuyun Türk milleti!

Reklamlar

>GÜLE GÜLE PAMUKOVA

Yayınlandı: 29 Temmuz 2010 / PAMUKOVA

>

Erken bir veda belki de bu. Belki de benden kaynaklı bir durum çoğunlukla; hayatımda bittiyse bir dönem bitmiştir. O sayfa kapanır, arkama bakmam genelde, hazırlamışımdır kendimi önceden mutlaka.

Yatılı okuduğum lisenin son gecesinde ağlarken herkes, ben soğukkanlıydım, üniversite biterken de…

Yüksek lisans biterken keza; bu soğukkanlılığım “soğukluk” olarak bile algılanmış olabilir.

Yıllarca çalıştığım dershanenin son gününde de “çıktım” oradan, bir özlem yok içimde.

Ama Pamukova.

Beni iyileştiren küçük kasaba. Çok eski günlere döndüren, kapatırken bazı yaraları kimi geceler gözyaşları içinde beni ağırlayan.

Sonra en sevinçli haberimi aldğım yer. Etrafımda hep iyi insanlar.

Şimdi bitti orası da. Ama bu sefer gözüm biraz arkada gibi

O yüzden işte yarım kalan bir veda bu seferki.

>ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE

Yayınlandı: 14 Temmuz 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>
Şaşırarak blogumu tarıyorum, mutlaka yazmış olmalıyım zira sıkça yaptığım bir yemek çok da severim; tam da mevsimi! Demek ki geçen yaz atlamışım diyerek kolları sıvıyorum.

O da ne fasulye nasıl yazılıyordu? Fasülye miydi yoksa? Hemen google’ dan TDK‘ nın sayfasına girip bakılıyor. Bu arada şiddetle tavsiye ederim bu siteyi, yazımından şüphe ettiğiniz kelimelerin 1 saniye içinde anlamıyla beraber doğru yazımını karşınızda bulabiliyorsunuz. Doğrusu fasulye imiş, ben de daha önce dikkat etmediğim bu ayrıntıyı öğrenmiş oldum.
Gelelim yemek tarifimize. Aslında bugün yeni bir yemek yapmayacak, evdekileri bitirecektik hesapta ama zeytinyağlı yemeklerin lezzeti 1 gün sonra oturur düşüncesiyle hamaratlık yaptım diyelim.

Zeytinyağlı fasulye yapmak çok ama çok kolay, işin sıkıcı kısmı fasulyeyi ayıklamak. 1 kilo fasulyenin kılçıklarını ayıklamak 1 saatimi aldı desem? Neyse ki evde yapacak daha iyi bir işim yoktu:))

1 kilo taze fasulye için 2 baş kuru soğanı rondadan geçirip yaklaşık 1 çay bardağı zeytinyağında öldürüyoruz. Ardından ayıklayıp yıkadığımız taze fasulyemizi düdüklü tenceremize ekleyip soğanla kavurmaya devam ediyoruz. Bu esnada 4 domatesi rendeleyip onları da tenceremize katıyoruz. 1 kesmeşeker ve 1 tatlı kaşığı tuz, çok az da sıcak su katıp (su miktarı domateslerinizden ne kadar su çıktığına bağlı olarak değişebilir. Taze fasulye pişerken çok su çeken bir sebze değildir!)

Düdüklü tenceremizin kapağını kapatıyoruz. 10 dk. sonra taze fasulyeniz hazır…

Hmm çok da leziz oldu…

>GÜNEŞ SİLİVRİ’ DE

Yayınlandı: 13 Temmuz 2010 / GEZDİM-GÖRDÜM

>

Kadın ve adam arabada yol alıyorlar. Fonda radyo açık, dj, “şimdi radyolarınızda past time paradise” diyor. Kadın bu şarkıyı çocukluğundan beri çok seviyor; mırıldanmaya başlıyor.Nasıl eşlik etmesin, kende past time paradise’ ına yol alıyor ne de olsa. Sevdiği insanlarla görüşecek. Yılda 2 gün görüşseler de samimiyetten ödün vermiyorlar.

Temmuz’ un 10′ nu demeye bin şahit lazım. Yağmurun hızına silecekler yetişemiyor, neyse ki Silivri gişelerine vardıklarında güneş de yüzünü gösteriyor.

Bugün Güneş sahiden de yüzünü gösteriyor ; nasıl söylesem, arabada 3 kişiler aslında.
Siteye varılıyor, uğranacak ev çok, sırayla halhatır sorularak ilerleniyor. Çığlıklar, kıkırdamalar, dedikodular. Yine güzel bir akşam yemeği. Sanki çoook geçmişe dönüyorlar kadın üşüyor çünkü çoook eski Silivri gecelerindeki gibi. Bir de yoruluyor, akşam yattığında dönmeye bile hali kalmıyor.

Velhasılkelam bir ritüel de yerine getirilmiş oluyor. Kadın mutlu oluyor…