Kasım, 2010 için arşiv

>TCHİBO’ DAN KUZU KEK

Yayınlandı: 30 Kasım 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

> Bu aralar şeker hamurundan kurabiye yapmaya sarmak üzereyim. Malzemeleri internet üzerinden tamamlıyorum. Harf baskı setini almak için Tchibo‘ nun internet sitesinde gezinirken bu kuzu şeklindeki kek kalıbını da sipariş vermiştim.

Kek kalıbıyla beraber, kalıba uygun bir tarif de geldi. Hemen denedim. Tariftekine ek olarak kuru üzüm de kattım. Üzümün biri git, kuzunun gözüne denk gel! Cuk oturdu yani:))
Sonuç başarılıydı. Kuzuyu yedik bitirdik. Normal bir kek boyutunun neredeyse yarısı kadar oluyor. Zaten yaptığım kekler 2. gün bitmediyse sürünmeye mahkum oluyorlardı. O açıdan boyutun küçük olması mantıklı geldi.

Çocukları oyalamak için, ya da doğum günlerinde, bir davete giderken götürmek için de eğlenceli bir şekli var bu kekin. Biz çok sevdik…
Reklamlar

>AŞI VE ATEŞ

Yayınlandı: 25 Kasım 2010 / G. ECE SAĞLIĞI

> 2. ay aşılarımızı olduğumuz bu hafta, benim için anneliğin anlamını daha bir kavradığım hafta da oldu aynı zamanda. Salı günü karma-1 ve pnömokok bugün ise verem aşısını vuruldu Ece.

Karma-1 ve pnömokok kas içine yapılıyor; fakat verem aşısı özel bir teknikle deri altına uygulandığından vuran hemşirenin bu konuda tecrübe sahibi olması şart. Aşılarını vuran hemşiremiz aynı Serra Yılmaz. Yaşının verdiği tecrübe ve pozitifliği de cabası. Bu açıdan şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. Aşıları vururken hangi aşının ateş yapacağını ve bizim neler yapmamız gerektiğini anlatan Serra Yılmaz hemşire’ nin söylediklerini yükselen ateşi karşısında paniğe kapılıp 2 kez doktorunu aradığımda doktoru da teyit etti.
Bebek bekleyenler ya da 2. ay aşılarını vurduracak olanlara faydalı olabileceğini düşündüğüm için şu bilgileri paylaşmak istedim:
2. ay aşıları karma-1 ve pnömokok. Verem aşısını ise bebek 90 günlük olmadan yaptırmak gerekiyor. Sağlık ocaklarında 3 aşıyı da aynı gün uyguluyorlar ve bunda bir sakınca yok. Pnömokok aşısı en çok ateş yapan aşı aynı zamanda. Salı günkü aşılarından sonra eve gelir gelmez bir yarım fitil koydum buna rağmen akşam 19 civarı ateşi 37,4′ e çıkınca bir yarım fitil daha koydum. Ancak hemşiresi ve doktoru ısrarla ateşi 38′ e çıkmadan fitil vermemek gerektiğini söylediler. Bebeğin immün sisteminin gelişmesi için bu ateşi tolore etmesi gerekiyormuş. Salı 19′ dan sonra ateşini saat başı ölçtüm. 37.6 ‘ ya kadar çıktı ve sonra düşmeye başladı. Bir daha da fitil uygulamadım. Zaten parasetemol içeren ilaçların aşının etkinliğini de azalttığı söyleniyor.
2 hafta sonraki doktor kontrolünde rota virüs aşısını olacak. Bu aşı ise ağızdan damla şeklinde verildiğinden en azından canı yanmayacak.
Yazının başında söylediğim gibi annelik endişesini ilk kez bu kadar yoğun yaşadım. Altı kirli iken ya da karnı açken neyse de, bebeğinizin ateşi varken ve halsiz-keyifsiz kuzu gibi yatarken anne yüreği dayanmıyormuş meğer…
Anne olunca anladım…

>GAZLI BEBEK

Yayınlandı: 23 Kasım 2010 / G. ECE SAĞLIĞI

> Genel olarak sakin bir bebek tablosu çizen Ece’ miz bazen çıldırıyor. Öyle bir çığlık atıyor ki titreşimle yansıtma özelliği olan saatimiz kendiliğinden çalışıyor.

Sebebi gaz. Genelde sabah 6 dolaylarında başlayıp 8 civarı son buluyor. Sabah 8.30 gibi mışıl mışıl uykuya dalan Ece’ yi yatırıp kahvaltı eden ben, güne bir hayli erken başlamış oluyorum.
Neyse bu düzene alıştım artık. Beni üzen bebeğimin canının yandığını bilmek ve elimden pek de bir şeyin gelmemesi. Ece’yi dizime yatırıp sırtını ve poposunu sıvazlıyor, şayet yeni emmediyse karnına masaj yapıyorum. Bazen de Alper’ in kollarında evi tavaf ederek rahatlıyor. Ancak bu düzeni değiştirecek bir video izledim sanırım. Bir gaz çıkarma masajı var ki gazla beraber bebeğin canını da çıkarması mümkün görünüyor. Laf aramızda ben azıcık hafifletilmiş şeklini uyguladım ve sonuç inanılmaz! Bir mucize ile her harekette bir pırt!
Şahsen bir pırtlama beni ancak bu denli mutlu edebilirdi:) Şimdi bebiş rahat rahat uyuyor. Masajı merak edenler buraya!!!

>MERCİMEK SALATASI

Yayınlandı: 23 Kasım 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

>Yeşil mercimektaze soğan ve dereotu‘ nun ortak özelliğini bilenler parmak kaldırsın!

Üçünü de afiyetle yememin dışında bir özellikleri daha var ki şu aralar beni çok alakadar ediyor. Evet açıklıyorum: Bu 3 besin malzemesi anne sütünü de arttırıcı özelliğe sahipmiş. Hal böyle olunca şu aralar hem lezzeti hem faydası hem de yapımının pratik olması dolayısıyla sıklıkla yediğimiz bir salata tarifi vermek istedim:
1 bardak yeşil mercimeği bol suda haşlıyıp kara suyunu süzüyoruz. 1 bardak pirinci de 1,5 bardak suda -yağsız,tuzsuz- pişiriyoruz. Başka bir tavada piyazlık doğradığımız bir kuru soğanı karamelize oluncaya dek kısık ateşte eritiyoruz. Kıvama gelen soğanlarımızın üzerine rendelediğimiz 1 adet havucu da suyunu bırakıp tekrar çektirene kadar ekleyip pişiriyoruz. Mercimek-pirinç-ve soğan-havuç karışımımızı genişçe bir salata kasesine aktarıyoruz. İnce doğradığımız 3-4 taze soğan, dereotu, kekik, nane, tuzunu ekleyip, göz kararı saf zeytinyağını da gezdirip güzelce karıştırıyoruz.
Yağsız-tuzsuz hiç bir tadı olmayan mercimek-pirinç-soğan üçlüsü içine giren baharatlarla nefis oluyor.
Baharat yolu uğruna çağlar önce yapılan tehlikeli yolculuklar ve savaşları anarak bu leziz salatayı mideye indiriyoruz…

>BEBEK MOBİLYASI

Yayınlandı: 11 Kasım 2010 / BEBEK ALIŞVERİŞİ

> Bebek mobilyası almadan önce bebeğinizin hangi odada yatacağına karar vermeniz gerekiyor. Bizim biri büyük biri küçük 2 müsait odamız vardı. Ancak oturduğumuz şehrin dışında yaşayan aile üyelerimiz çok olduğundan büyük misafir odamızı bozmadık, küçük olan Alper’in giyinme ve ütü odamızı Ece için hazırlamaya karar verdik.

Daha önce yaşadığım kayıp dolayısıyla bu hamileliğimde doğumdan önce hazırlık yapmamaya söz vermiştim kendime. Nitekim ilk 7 ay hiç ama hiçbir şey almadım da. 30. haftadan sonra mobilya bakmaya başladık ancak gönlüme göre bir şey bulamayınca , “nasıl olsa doğum için İstanbul’a gideceğiz o zaman bakarım” diye düşündüm.

Ve doğumdan 1 gün önce Modoko‘ya gidip Çocuk Kalbi Mobilya’dan siparişimizi verdik. Tabii ki anlattığım kadar kolay olmadı, bu takımı buluncaya kadar göbeğim çatladı. Karnım burnumda mobilyacı dolaşmak komikti. Çünkü insanlar mobilyalarını genelde doğumdan 3 ay kadar önce sipariş veriyorlar. Mobilyaların gelmesi 45 gün, bir 45 gün de kokusunun çıkması için kapı pencere açık duruyor; eder 3 ay.

Ben doğuma 1 gün kala Modoko‘da dolaşırken azıcık tuhaf karşılandım. Mobilyacılar kocaman karnıma bakıp gülümsüyorlar, “Doğum yakın herhalde, ne zaman?” cevap insanları ürkütüyor, “Yarın :))”

Velhasılkelam ben Çocuk Kalbi’ nden memnun kaldım. Mobilyanızı bakarken oda ölçülerinize göre bir iç mimar size neyin nereye konması gerektiği hakkında bilgi veriyor. Fazla para almak için mal satmaya da uğraşmıyorlar. Örneğin ben tam takım almak isterken iç mimar, şifonyeri alırsam odanın çok daralacağı yönünde beni uyardı. Mobilyalarda kullanılan boya zararsız, malzeme kaliteli ve sertifikalı, teslimat da tam gününde gerçekleşti.
Montaj elemanları da çok kibardılar. Benim yatağın konulacağı yer hakkında 2 kere fikir değiştirmeme karşın istiflerini bozmadan söküp taktılar.
Bebek mobilyası alacaklara duyurulur!!!

>E- BEBEK’ TEN GERİ ADIM

Yayınlandı: 08 Kasım 2010 / BEBEK ALIŞVERİŞİ

>E-bebek ile ilgili şikayetimi içeren yazının linkini facebooktaki E-bebek sayfasında paylaşmış, kendilerine de mail yoluyla link göndermiştim. Ertesi gün Alper’i aramışlar. Mağaza müdürü olduğunu söyleyen kişi, “Hemen gelin, paranızı iade edelim, ben orada olsaydım böyle bir şey katiyen yaşanmazdı” demiş. Alper gitti, paramızı iade ettiler.

Aklıma şunlar takıldı,
1-Benim böyle bir blogum olmasaydı ve o yazıyı yazmamış olsaydım da para iadesi yapılacak mıydı?
2-Kurumsal bir şirketin böyle bir durumla ilgili ortak bir uygulaması olması gerekmez mi? Sesi yüksek çıkan kişi mi kazançlı çıkacak?
3-Benim yerimde gariban biri olsaydı ve 2. pompa alacak parası olmasaydı, yüzüne bakarlar mıydı?

Sonuç itibariyle bozulan pompamın yerine yenisini vermiş gibi oldular. Biz fazladan toplamda 60 km. yapmış olduk (Mağazadan verdikleri bozuk pompayı geri götürüp eve dönmek 30 km.+para iadesi için 30 km.)

O gün mağazada saçlarım havada döktüğüm dil+yaşadığım stresin tabii ki bir bedeli yok…

Neyse… Bu uygulamaları genele yayılır umarım. Gelişmekte olan bir kurum için olumlu bir olaylar zincirini başlatmaya vesile olmuşumdur da bundan böyle emziren hiçbir anne zor durumda kalmaz diyerek son noktayı koyuyorum.

>Nights in Rodanthe

Yayınlandı: 08 Kasım 2010 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

“Hayatta ikinci bir şans için asla geç değildir.” Filmin mottosu bu, ancak beni tam kalbimden vuran bu anafikir değil, filmin çekildiği mekan olmuştu.

Dün tesadüfen Moviemax Premier’ de rastladım 2008’de sinemada izlediğim bu filme. İlk sahnesi filmi hatırlamama yetti de arttı bile.
Ölmeden önce mutlaka görmek istediğim; o mavi odada uyumak istediğim bir yer.

Neresi araştırma fırsatım olmadı fakat ABD’ deki o upuzun okyanus kenarı ve denizin içindeki o otel…

Merak edenler tam şuraya bir tıklayıp fragmanı izlesinler, ama bununla yetinmesinler, filmi de bitirip öyle karar versinler…