Aralık, 2010 için arşiv

>KAL 2010!

Yayınlandı: 31 Aralık 2010 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

> “Git 2009” demiştim bir önceki yeni yıl yazımda. Acaip şeyler yaşamıştım, dünyayı ve hayatımı bir çuvala koyup en yakın duvara fırlatma isteği haiz olmuştu içimde. Ama 2010 öyle mi? Asla!!!

Sevgili 2010 ilk günlerinde minik meleğimi müjdeledi bana. Sonra 2010 da tanıdığım insanlar, giriştiğim işler hep olumlu sonuçlar doğurdu. Herşey yolunda gitti yani.

İşte tam da bu yüzden gitsin istemiyorum 2010. Havada günlük güneşlik mübarek 31 aralık değil de 31 mayıs sanki!!!

Neyse kısa keserek 2011′ e bir kaç mesaj yolluyorum; Uğursuzluk yapma, uyumlu ol, tatlı tatlı konuş sen bilirsin de!

Acilen kaçıyorum hindiyi fırına vermem lazım.

İyi seneleeeer!!!!

>ALAADDİN PATİKLERİM

Yayınlandı: 30 Aralık 2010 / GİYİM

>

Yıllar önce benim annem -küçükmüş çok- Mısır çarşısında gezerken babasıyla alaaddin terliklerini görmüş, kırmızı, burnu ponponlu havaya kalkık. Çok beğenmiş, ama isteyememiş. Sonra içinde kalmış, daha almamış. Şimdi ben bu patiklerimi giyince kıskanıyo galiba beni. O da istiyo yazık, böyle burnunda ponponlu terlik istiyo annem de. Ben büyüyim alıcam ona. Üzülme annecim benim!

>ORGANİK TULUMUM TAA HOLLANDA’ DAN

Yayınlandı: 30 Aralık 2010 / GİYİM

>

Annemin çok sevdiği arkadaşı doktor Aslı ablamın kızı da benim en has kankam olur. Ben ondan 1 ay büyüğüm. Bu tulumu da onun dayısı getirdi taaa Hollanda’ dan. Aynısından onda da var. Ben de severek giyiyorum işte. Battaniyesi de var aynı kumaştan. Hem de organik pamuk bunlar yaaa…

Annem Kermit diyo bana bunları giyince. Ben de bilmiyorum ne demek bu ama kulağa da hoş geliyor, kötü bi şey değil di mi? Diğildir diğildiiir, annem beni çook seviyoooo!

>Söylemiştim annem de günlük tutuyor diye. Ben doğmadan yazmaya başlamış benim hakkımda. Sevdiğim oyuncakları, pusetimi, odamı falan yazmış hep. Ben kızdım ona, ben anlatacaktım bunları dedim ama sonra affettim. Merak edenler onun günlüğünden okusunlar o kısımları. İkinci baskı yapmıcam, bundan sonra söz verdi o yazmıcak, benimle ilgili şeyleri buradan ben yazıcam.
Öpüyorum hepiniziiiii:))

>KESTANE KEBAP YEMESİ SEVAP

Yayınlandı: 29 Aralık 2010 / YEMEK YAPTIM/YEDİM

> 1999′ da üniversiteye hazırlanırken şubat tatilinde İstanbul’ daki kankama kalmaya gitmiştim. Yağmurlu bir günde İstiklal’ de gezerken sıcacık kestanelerden almış, damağımızı yaka yaka yemiştik. Şimdi kışın nerde sokak kestanesi görsem alırım.
Evde bir türlü olmuyordu işte! Türlü çeşit yol denedim, sokaktakiler gibi olmadı. Çözüm yanı başımdaymış, görmemişim.

Annem tarif etti. Ben de yaptım.

Önce iyice yıkıyoruz kestanelerimizi. Sonra bombeli yerlerinden çiziyoruz. Çizmeyi kolaylaştıran anahtar, maket bıçağı. Bombeli yerler boydan boya çizilecek burası önemli. Sonra kestanelerin üzerine kaynar suyu üzerlerine çıkacak kadar döküp 30-40 dk. bekliyoruz.

Sonra bombeli yerler yukarı bakacak şekilde fırın tepsisine dizip, fırının ızgara kısmını yakıyoruz. Kestaneler 30 dk. sonra hazır.

Valla oldu. Ben Ece’ yi beslerken Alper de beni besledi; kestaneler mideye indi!

>BURNUM TIKANMIŞTI-AÇILDI

Yayınlandı: 29 Aralık 2010 / SAĞLIK

>Bazı sabahlar burnum tıkanık uyanıyorum.

Annem bana soğuk buhar makinası aldı ama bence işe yaramıyor (ona söylemeyin üzülür yoksa)…
Peki burnum nasıl mı açıldı? Doktor amcam söylemişti zaten de annem dinlemedi!

Serum fizyolojik damlam var. Annem damlatıyor artık, inat etmiyor, ben de bi hapşuruyorum arkasından ooohh, sonra mümüklerim bi fırlıyo burnumdan rahatlanıyorum.

Burnu tıkanan kardeşlerim siz de söyleyin annenize, burnumuz tıkanıkken sütümüzü içmemiz zor oluyo, damla istiyoruz biz de diyin, anneler anlarlar…

>

Bizim bebek Ece tutturdu ben de blog isterim diye. Adını da “Karabiber Tanesi” koydu.

Ee bebek isterse gel de yapma…

Bizim kızın maceraları da bundan böyle burada

Bence izleyin, yoksa çok kızabilir kendisi…