Haziran, 2011 için arşiv

ÖZBEK KÖYÜ-ILIKSU

Yayınlandı: 29 Haziran 2011 / GEZDİM-GÖRDÜM

Yazdığım koca bir yazı, kaydedilmemiş, havaya yazmışım. Silivride‘yim, buradaki ADSL bir var, bir yok. O yüzden hızlı hızlı yazıp yayınlayacağım yoksa bu İzmir yazıları gümbürtü olacak iyice…

Ilıksu denizin ortasından çıkan kaynak sularıyla meşhur bir koy. Herkese açık değil, özel bir tesis. Termal kaplıca havuzları da mevcut, Ece bile girdi ve 7/24 kabızcık 2 gün rahat etti:))

Ilıksu’ ya herkes gidemezse neden yazdın demeyin, Özbek köyü asıl amaç. Urla’ ya 7 km. mesafedeki bu köy keşfedilmemiş tenha bir yazlıklar cenneti. Meraklılar şuraya tık tık. Benim çektiğim muhteşem fotoğraflar evdeki bilgisayarda, dönünce bu yazıya eklenecekler.

Sırada restoranlar URİT ve PANORAMA var. Okumaya devam…

9′ a 1 kala

Yayınlandı: 16 Haziran 2011 / GELİŞİM

Yarın 9 aylık olucam kısmetse:))

Geçtiğimiz ay çok işler başardım. Mesela emekliyorum artık. Yaklaşık 1 hafta oldu, ilk başlarda beni tek harekete geçirebilen şey annemin ev terlikleriydi. Şimdi ise arkalarını bir dönüyorlar, ben olmamam gereken mecralardayım :))

En çok yerdeki kabloları, yemek masasının altını ve eve gelenlerin ayaklarını mıncırmayı seviyorum:)
Artık odamda uyumaya başladım, uyurken kalkıp oturuyorum bazen, annemler beni acaip şekillere girmiş şekilde bulabiliyolar:)
aa bide çok stil sahibi bebişko yarışmasında 6. oldum, bi fotoğraf makinesi kazandım, bu ilk ödülüm oldu heyyooo!

anne, dada, atta diyorum, bi de annem başka bi bebekle ilgilenirse hele bi de kucağına falan almaya kalkarsa çok içlenip “anne..anne…anneeeee” diye ağlıyorum, buna kıskançlık denirmiş kötü bişey mi?

İlk emekleme günüm videoda, annem yüklemeyi beceremedi, bize gelirseniz hatırlatın izleyelim tamam mı byeee.

>BEĞENDİK ABİ

Yayınlandı: 10 Haziran 2011 / GEZDİM-GÖRDÜM, YEMEK YAPTIM/YEDİM

> Şimdi de Urla’ da bir lezzet durağı var. Mehmet Yaşin’in de aralarında bulunduğu özel damakların da test edip onayladığı, Hürriyet‘ in en iyi 10 listesinde, “kuzu güveç“i ilk 5 te yer alan, Girit mutfağından lezzetlerin sunulduğu Beğendik Abi lokantası.

Bir akşam yemeği yemenizi tavsiye ediyorum.

Bizim tadıp beğendiklerimiz – aslında tadıp da beğenmediğimiz hiç bir şey yoktu- şöyleydi;

  • Çalkama (ege otlarından yapılan börekimsi bir yemek
  • Enginar dolması (dolma içi ile doldurulmuş, asma yaprağı ile sarılmış bir nefisleme)
  • Meyve kompostosu (karadut, çilek, muz) hmm tadı damağımda…
  • Kuzu güveç
  • Ev baklavası ve özellikle Girit böreği tatlısı.

Kardeş hepsi de bu kadar mı lezzetli olur, maalesef canım fena halde çekti şimdi, pöfff;(

>DENİZ YILDIZI PLAJI

Yayınlandı: 07 Haziran 2011 / GEZDİM-GÖRDÜM

>İzmir yarımadasında bir sürü gizli cennet var. Demircili Köyü’ ne bağlı Deniz Yıldızı Plajı bunlardan bir tanesi. Özel bir koyda olan bu plaj sit alanı olduğundan yapılaşma da yasakmış. Minik bir iskelesi, berrak ve buz gibi suyu var. 30 Mayıs’ da yalnız 3 çocuklu bir ingiliz aile ile biz vardık plajda. Yüzerken parmak uçlarım uyuştu soğuktan.

Bir de bir macera yaşadım ki sormayın. Buz gibi suda flipper misali özgürce dalıp çıkarken birden şezlongdaki Alper ve turist aile tayfası bana el kol işareti yapıp bağırmaya başladılar. Bu arada denizde yüzen bir tek ben varım. Şimdi soruyorum siz olsanız ne düşünürsünüz?

Eyvah dedim köpekbalığı mıdır nedir, bende bir panik son sürat yüzmeye çalışıyorum kıyıya. Sonradan anladım ki İngiliz veledi oltasının ucunu benim iskeledeki terliğe takmış, terlik kendini egenin serin sularında bulmuş, yüzen aylak ben olduğumdan da terliğimi kurtarmam için seslenmişler bana. Hep beraber güldük sonra ama yaşadığım stres yetti bana:)

Plajı işleten bayan çok nazik, yiyecekleri kendileri yapıyorlar. Bira-patates kızartması-tost vee yaprak sarması yedik. Sarma müthişti. Boxer bir de köpecikleri var. Bakışlar yakıyordu boxer’ ın. O beni kesti ben onu uzuuun uzun…

Demircili köyüne kadar yol güzel ama son 100 metrede kendinizi dakar rallisinde sanabilirsiniz. Yolu düzelttirmeyi düşünüyorlar mı diye sorunca ilginç bir de cevap aldık, efendim 4×4 ‘ leri ile teşrif edenler çokmuş buraya ve onlar bundan zevk alıyorlarmış. Ee bu da bir yaklaşım tabii ki:))

Üzerimdeki turuncu elbiseyi de orada unutmuş bulunuyorum. Ama saklamışlar, kısmetse bir sonraki gidişte alınacak.

Deniz yıldızı plajı sezon haftasonlarında yoğundur sanıyorum ama şu mevsimde tadından yenmez…

>BADEMLER KÖYÜ

Yayınlandı: 07 Haziran 2011 / GEZDİM-GÖRDÜM

>Evvveet gezi yazıları başlıyooor! İzmir tutkunları buraya!
İlk yazı Bademler Köyü’ nden.

Bademler köyü, Urla‘ ya 9 km. uzaklıkta bulunan yaklaşık 1000 nüfusluk bir Alevi köyü. Yaşlı insanların, kireç badanalı tahta oymalı evlerin, düzenli sokakların olduğu, görebileceğiniz en güzel köylerden biri. Burayı özel yapan 74 yıldır köye ait bir tiyatronun bulunması ve dünyaca ünlü piyanistlerin köy meydanında verdikleri konserler. Necati Cumalı’ nın eserinden uyarlanan Susuz Yaz filmi de bu köyde çekilmiş.
Pazar günü gittiğimiz Bademler‘ de pazarın kurulmuş olduğunu görünce çok sevindim. Zaten köylülerin kendi mahsullerini almak için İzmir çevresinden bu pazar için gelen bir çok kişi varmış, tesadüfen pazar günü kurulan bu küçük köy pazarını da gezindik. Ayrıca pazar yerinin üzerinde bir evin avlusunda yaşlı teyzenin yaptığı otlu gözlemeler de dillere destan. Yemeden dönülmez.
Yakın plajların bol olduğu bu yörede haftasonu yüzmeye giderken gözlemelerinizi sardırın, öyle yola çıkın. Şahsen ben Çeşmealtı civarında otursam hemen her pazar bu köye uğrardım.

Halkbilimci Sabiha Tansuğ’un köyle ilgili yaptığı araştırma sonucu edindiği izlenimle bu dosyayı kapatıyorum:
Bademler Ege uygarlıklarının izini süren köylerimizden biridir. Kadın erkek eşitliği, doğruluk, çalışkanlık, temizlik örnekleri görmek isterseniz bu köye uğrayın.”

>BEBEKLE UZUN YOL

Yayınlandı: 06 Haziran 2011 / GEZDİM-GÖRDÜM

>Urla-Çeşmealtı’ nı önceki bir yazımda anlatmıştım birazcık. Okumayanlar şuraya bir tık

Önceleri 2 bilemedin 3 günlük tatil planlarımıza dahil olan Çeşmealtı’nda tam 8 gün kaldık. Mayısın son, haziranın ilk günlerinde buzz gibi İzmir sularında bronzlaştık.

Bu yazımın konusu bir bebekle seyahat olacak. Elinizdeyse uçağı tercih edin, ne bebek yorulsun ne de siz. Ancak bizim bulunduğumuz konum itibariyle uçağa gitme ve bekleme sürelerini hesaba kattığımızda neredeyse yolu yarılamak anlamına geldiğinden arabamızla çıktık yola.

Sabah 6′ da Gölcük‘ den dönen tekerlek, 8.30 da Susurluk‘ ta kahvaltı molası ile durdu. 9.30′ da tekrar yollandık 12. 30’ da Narlıdere‘ de bir sahil lokantasında Ege’ye karşı tuz kokularını çekerek içimize gerçek bir kahvaltı ediyorduk. Yolun 3/4 ‘ ünü uyuyarak geçiren Ece bir şey anlamadı. Onun en aktif olacağı saatlerde biz çoktan Çeşmealtı‘ na varmıştık.

Arabada Ece’ nin oto koltuğu, bir adet mamaların ve sütünün olduğu termal beslenme çantası, bir adet alt açma ve oyuncak çantası bir adet de yedek üst-baş çantası bulundurdum. Altını arabanın arkasında değiştirdim, terleyince üstünü de aynı şekilde.

Bu açıdan önerim yazın araba yolculuklarında bebeklerinizi korkmadan soyun, bir atlet yeter, ince giyinmesi terlemesinden daha iyidir, terli bir bebek daha büyük tehlike arz ediyor, öğrendim.

28 mayıs cumartesi günü Susurlukta ilk molayı verdiğimizde titreyerek inince arabadan “eyvah! kış bitmemiş” diye düşünsem de İzmir’ e vardığımızda hava yumuşacıktı.
Ece gidiş yolculuğunda bizi hiç üzmedi, ona koca bir 5 yıldız verdim:) Dönüşte yola biraz daha geç çıktık ve çok sık durduk. Akhisar çıkışında Ceren tur (Urla’dan tam 180 km.), Susurluk Ulusoy tesisleri (çeşmeli damla sakızı ve yanturalı sucuk almadan çıkmayın), Bursa ikea (otoyoldan girmesi ve çıkması çok kolay) mola yerlerimizdi.

İzmir gecelerinde pencereyi açınca içeri dolan ağaç ve bahar kokusunun yerini ise hiçbirşey tutamaz. O memleket başka bir yer, insanın ömrünü uzatır. Ve en güzel tatil ayları haziran ve eylül. Değerlendirmek şart.

Neler mi yaptık tatilde, hepsi ayrı bir yazı olacak. Azıcık sabır:)