‘İZLEDİM-İZLEYİN’ Kategorisi için Arşiv

>DEXTER

Yayınlandı: 07 Mart 2011 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

Hiçbir dizi beni bu kadar heyecanlandırmıyor. Dünyanın en iyi kalpli seri katili Dexter Morgan’ ın koca bir hayranı var karşınızda. E2′ de hava kararınca kuşağında pazartesi günleri 23, tekrarı pazar 22 de.

Uykusu kaçanlara duyurulur.

Reklamlar

>Nights in Rodanthe

Yayınlandı: 08 Kasım 2010 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

“Hayatta ikinci bir şans için asla geç değildir.” Filmin mottosu bu, ancak beni tam kalbimden vuran bu anafikir değil, filmin çekildiği mekan olmuştu.

Dün tesadüfen Moviemax Premier’ de rastladım 2008’de sinemada izlediğim bu filme. İlk sahnesi filmi hatırlamama yetti de arttı bile.
Ölmeden önce mutlaka görmek istediğim; o mavi odada uyumak istediğim bir yer.

Neresi araştırma fırsatım olmadı fakat ABD’ deki o upuzun okyanus kenarı ve denizin içindeki o otel…

Merak edenler tam şuraya bir tıklayıp fragmanı izlesinler, ama bununla yetinmesinler, filmi de bitirip öyle karar versinler…

>Uzun zamandır bir kitap önermediğimi farkettim. Aslına bakarsanız son birkaç aydır derste anlatacaklarım ve haftasonu seminerlerim dışında fazlaca birşey de okumadım. Ancak tam da şubat tatiline çıkmadan önce okulumuzun kütüphanesinde süper bir kitaba rastlayınca sevinçten havalara uçtum. Zaten İstanbul’u özleme sebeplerimin en büyüklerinden bir tanesi D&R, Kabalcı gibi büyük kitapevlerinin ya da sahafların buralarda bulunmayışı. Şimdi diyebilirsiniz ki internetten her birşeyi bulup satın alıyorsun, kitap da al! Ama ben kitap rafları arasında dolaşıp sayfaları karıştırmadan ısınamıyorum bir kitaba. Böyle bir eski kafam var işte…


Önereceğim kitap, Pedagog Haluk Yavuzer’in “Gençleri Anlamak” isimli, ergenlik çağında çocuklara sahip ana-babaların en çok sordukları sorulara cevap veren kılavuz niteliğinde bir çalışma. Kendi kültürümüz içinde yoğurulan gençlerin olaylara verdikleri tepkilerin nedenleri, bu tepkilere nasıl yaklaşılması gerektiğine dair doyurucu bir eser. İnternet üzerinden yaptığım araştırma sonucunda bu çalışmanın Yavuzer’in devam niteliğinde bir kitabı olduğunu anladım; zira “Çocukları Tanımak ve Anlamak” isimli bir kitap da yayınlamış bulunuyor kendisi.


İkinci önerim ise bir TV programı. “Yeniden İnsan İnsana” ve “İnsan ve Davranış” adlı kitaplarını üniversite yıllarında ders kitabı olarak okuduğumuz üstün insan Doğan Cüceloğlu her pazar sabahı 10.45’de TV 8’de yaptığı programla pazar kahvaltılarımızın vazgeçilmezi oldu. Bugün öğrendiğim üzere kendisinin bir de web sitesi bulunuyor ve kaçırdığınız programları bu site üzerinden izleme olanağınız var. Ayrıca bu sitede ilginizi çekecek küçük hikayeler ve Cüceloğlu’nun çalışmalarıyla ilgili son bilgileri de bulabilirsiniz.

Herkese iyi pazarlar…

>VAVİEN VE 2012

Yayınlandı: 17 Ocak 2010 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

İki film yorumum var şimdi. Vavien‘ i sinemada, 2012′ yi ise evde DVD’ de izledim.

Avrupa Yakası’ nı izlerken beni gülmekten koltuktan düşüren isimlerdi Engin Günaydın ve Binnur Kaya. Ee filmlerini izlemeden olmazdı elbette. Biraz gecikmeli olarak bu akşam izlemiş bulunuyorum. Gerçek hayattan acımasız bir kesitin alınıp lap diye önünüze konması sizi bir parça afallatıyor doğrusu. Hergün gazetelerde okuduğumuz karı-koca cinayetleri-cinnetleri-ezilen evkadını-ergen çocukların apayrı dünyası-İstanbul’un Anadolu yakası gişelerinden çıkar çıkmaz karşılaşabileceğiniz mahalle hayatı-haftasonu piknikleri hepsi bu filmde var. Sıkılmadan seyredilen, müzikleri bana Amelie filmini anımsatan, hikayesi yürek burkan ama öykünün tam tersine bir şekilde de içinizi ısıtan bir film. Hayatın çok içinden olmuş.

2012 ise klasik bir Amerikan filmi. California’yı, Beyaz Saray’ı bilmem kaçıncı kez seller alıp yutuyor. Hayatın sillesini yemiş bohem baba ise zamanında bir arada tutmayı beceremediği ailesinin hayatını kurtarıyor. Kötüler magmanın dibini boylarken, iyiler “yeni” dünyada “yeni” hayatlarını kurmak üzere engin okyanuslarda yol alıyorlar.
İşte böyle sinemaseverler. Bilmem izleyenler ne düşündüler ancak benim yorumlarım böyle…

>İKİNİN BİRİ

Yayınlandı: 17 Ocak 2010 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

Cuma akşamı kuzen Merve ve eşi ile beraber tiyatroya gittik. Girişte biraz hoş-beş ettikten sonra yönetmenliğini usta tiyatrocu Haldun Dormen’in yaptığı “İkinin Biri” adlı oyunumuz başladı ve ben “Ay Işığında Şamata“da olduğu gibi çok ama çok eğlendim.
Kaç Para Kaç, Ulak, Uzak gibi bir çok sinema filminde rol almış olan ama asıl Şaşıfelek Çıkmazındaki İnci karakteri ile beynime kazınmış olan Zuhal Gencer Erkaya başta olmak üzere, tüm oyuncular yüksek tempolu bu oyunda teklemeden iyi iş çıkarıyorlar doğrusu.

Oyunda, İngiltere’ de “muzır yasası” nı çıkarmak için eşiyle beraber Londra’ya gelen bir bakanın kaldığı otelde “muzır”lık hevesinden ortaya çıkan ve sonunda arapsaçına dönen olaylar anlatılıyor. Komedi türünün güzel bir örneği olan oyun 1 Ekimden beri sahneleniyormuş.

İzmit’ tekiler, İzmit’ e yakın olanlar, tiyatro sevenler-sevmeyenler, ne duruyorsunuz, çok şeyler kaçırıyorsunuz!

>YAHŞİ BATI

Yayınlandı: 01 Ocak 2010 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

Yeni yıla nasıl girersen öyle geçermiş bütün senen. Tüm özel günlere karşı ekstra antipati besleyen ben, (bayram, yıldönümleri, yılbaşı gibi…nedendir bilmem stres sebebidir benim için) bu yılbaşını evde en yakınlarımla geçirmek istedim. İçimden öyle geldi. Güzel de oldu. Samimi, kahkahalı, sazlı-sözlü-efkarlı-neşeli geldi-geçti.

1 ocak yılın ilk günü, baharı kıskandıracak kadar tatlı esen meltem insanı dışarı davet ederken, abimlerle beraber sinemaya gittik.
Dumanı üstünde Yahşi Batı’ yı izlemiş bulunuyoruz. Cem Yılmaz’ ın filmleri haricindeki her haline tapan ben, maalesef filmlerine pek fazla saramıyorum. Her şey çok güzel olacak, Hokkabaz, Gora, Arog… Şimdi ise Yahşi Batı.
Filmin konusu şöyle: Amerika Başkanı’ na Osmanlı İmparatorluğu’ ndan hediye olarak elma büyüklüğünde bir elmas götürülecektir. Bunun için de Aziz (Cem Yılmaz) ve Lemi (Ozan Güven) görevlendirilir. Değerli elmasın çalınmasıyla komedi başlar, olaylar birbirini takip eder…
Türk filmlerine, kovboy filmlerine, tarihsel olaylara göndermeler mevcut. Ancak Recep İvedik’ te eleştirilen bayağı küfürler-espriler de mevcut. Filmin 2. yarısı daha eğlenceli ve hızlı ilerliyor. Haftasonu gülmecesi için hoş bir film; Cem Yılmaz garantili…

Bu arada Yedi Kocalı Hürmüz ‘ e değinmeden geçemeyeceğim. Fatma Girik’ li eski versiyonunu Türk filmi hastası olarak yüzlerce kez izlemiştim, Ama Nurgül Yeşilçay ve Gülse Birsel’ li haline de bayıldım. Fıkır fıkır, şıkır şıkır insanın kanını kaynatan süper masalsı bir şey çıkmış ortaya. Ben bayıldım, kaçırmayın derim…

>THE TWILIGT SAGA: NEW MOON

Yayınlandı: 21 Aralık 2009 / İZLEDİM-İZLEYİN

>

Twiligt çılgınlığı tüm dünyayı sarmış, kitapları okunuyor, filmleri çekiliyor, ergen kızlarımız Edward’a hayran, vampir çılgınlığı almış başını gidiyor, gitmesine de ben bu kalabalığın çok uzağındaydım nedense…
Öncelikle kitaptan uyarlama filmlerin kitap kadar doyurucu olmayacağı tecrübeyle sabittir. Artı, konu vampirler olunca, korku filmlerinin fragmanlarından bile ürken ben itibar etmemiştim bu filme. Ancak Ertuğrul Özkök’ün “James Dean’den beri beklediğimiz aktör mesih” diye methiyeler düzdüğü Twiligt’ın Edward’ı Robert Pattinson’un oyunculuğunu da merak etmiyor değildim.
Neyse gecikmeli de olsa filmi izlemiş bulunuyorum. Öncelikle sinema salonundaki yaşları 10-18 arası değişen çocuk-ergen grubunu görünce aşağı yukarı nasıl bir filmle karşılaşacağımı tahmin ettim sayılır. Zira ön koltukta oturan çocuk bilmem kaçıncı kez izlediği filmin repliklerini resmen ezberlemişti. İlk yarının yaklaşık 20. dk.larında Alper’in çocuğun üzerine atlamak için hamle ettiği saniyede yan koltuktaki bayan uyardı da gerçek bir kurtadam görmedi çocukcağızlar:))
Film hakkındaki izlenimim %100 olumlu. Ama Edward‘ı bu filmde pek göremedim ben?! Belki ilk filmde daha bir ön plandaydı bilmiyorum ama bence benim gibi Twiligt: Newmoon’ u devam filmi olarak değil de ilk kez izleyen herkes aynı fikirdedir.
Edward değil ama Jacob fanatiği olarak ayrıldım salondan, yani vampirci değil, kurtadamcıyım ben:))