‘KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM…’ Kategorisi için Arşiv

ECE’YE

Yayınlandı: 19 Ağustos 2011 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

Canımın taa içini titreten minik kızım,

Az önce köpüklü bir banyo yaptın ve sonra yüzükoyun yatıp kendi ninnini kendin söyleyerek bir uykuya daldın. Ben de senin o minik ayaklarını, küçük çeneni ve fındık burnunu izleyerek tebessümler içinde yatırdım seni.
Gitgide daha da çok bağlanıyoruz sana. Annelik ya da babalık öğrenilen bir olgu bizce. Yani biz babanla böyle düşünüyoruz. Birbiriyle çatışan iki güdün var ait olma ve birey olma. Ve şimdiden hem kendin birşeyler başarmak istiyorsun çoğunlukla ama sonra da anneeee, annee diye koşar ayak emekleyerek yanıma uçuyorsun. Ben de seni kucaklayarak cesaret vermeye ve avutmaya çalışıyorum. Çünkü böyle zamanlarda canın yanmış ya da uykun gelmiş oluyor.

Sana iki isim verdik biz. Aslında sevmezdim iki isimlileri ama yaptık işte. Güneş Ece oldun bizim için. Güneş; evimizi ve içimizi varlığınla haberdar ettiğin ilk günden itibaren bir güneş gibi aydınlattığın içindi. Ece; ne olursa olsun ömrümüz boyunca seni koşulsuz seveceğimiz ve ailemizin kraliçesi olacağın için. Sen bizi hiç üzmedin ece. Hamileliğin, doğumun (ters oluşun dışında:) ve bebekliğin çok rahat dönemlerdi. Hala da öyle geçiyor. Umarım mimarı olacağın kendi hayatını kurarken sen de çok fazla zorlukla karşılaşmaz; karşılaştığın zorlukları coşkulu ve güçlü bir biçimde çözme azmini içinde bulursun, unutma biz arkanda olacağız.

Sevgili kızım, çok güzel bir ülkede yaşıyoruz. Şu an için coğrafi ve kültürel açıdan. Umuyorum ki yıllar içinde sosyal açıdan da daha iyiye doğru gideriz. Çünkü maalesef ülkemiz bir iç savaş yaşıyor. Her ne kadar adı konmasa da bu böyle. Hergün bombalar patlıyor, çatışmalar oluyor, askerler ölüyor, ölmezlerse bir sebepten tutuklanıyorlar. Annen haberleri izleyemiyor çünkü cenazeleri izlerken gözyaşlarını tutamıyor. Baban da bir asker. Ülkesini çok seviyor. Belki benden daha çok… Diken üzerindeyiz sevgili kızım. Yine de normal hayatımıza devam ediyoruz ‘mış gibi yapıyoruz. Kardeşlerin evine ateş düşme’miş gibi, birgün kapımız çalınmayacak’mış gibi, bir çok tüketim ürününde en fazla vergiyi vermiyor’muş gibi, yine de senin önünde uzun bir zaman dilimi var, herşey iyiye doğru evrilme eğilindedir fizik kanunlarında, ben de kendimi böyle avutuyorum.

Yaklaşık bir ay sonra senin için büyük bir gün, tam 1 yaşına basacaksın Ece. Doğum günleri önemlidir annen için ve ben hayatta olduğum müddetçe her doğum gününde bir pastan olacak merak etme. Kendi hayatını kurduğunda bizle olmak istemeyecekğin zamanlar da olacak eminim ama yine de evinde üflenecek mumlar olacak sakın unutma bunu.
İşte böyle Ece. Arada eser annene uzaklardan. Daha çok yazacaklar var. Zamanla çıkacaklar onlar da. Bu sadece senin içindi canım.

İyi uykular…

Reklamlar

>HEY JUDE

Yayınlandı: 24 Mayıs 2011 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

> Bu kış evde oturarak Ece’ yi büyütmek çok iyi geldi bana. Dün okula uğradım bir iş için ve öğretmen arkadaşlar artık sıkılıp sıkılmadığımı sordular, evde çok iyi vakit geçirdiğimi söyledim. Ama her güzel şeyin bir sonu var 9 haziran işbaşı. Gerçi 10′ unda da okullar kapanıyor :)) Bu arada okulum artık eve çok ama çok yakın arabayla 15 dk.

Birkaç toplantı ve sorumluluk sınavları derken asıl zil benim için taa 19 eylülde çalacak. Bu arada değerlendirilmesi gereken koca bir yaz var. Yüzmeyi çok özledim sezonu bu haftasonu açıyoruz çeşmealtında, dönüşte de havuzda yüzmeye devam, en azından annemler yaz sezonunu açmadan Ece’ yi bırakarak biraz form tutabilirim havuzda.
Ve şu aralar anlıyorum ki bir bebeğe bakmak gün geçtikçe daha ağır bir iş oluyor, çünkü koyduğum yerde durmuyor artık, allahtan geceleri erken uyuyor da biraz keyfime bakıyorum. Yine de yatağa girdiğimde haşatım çıkmış oluyor. Gece boyunca da 2-3 kez uyandığını ve sabah 6-7 arası gözlerini açtığını hesaba katarak bir çocuk yapmadan önce gerçekten hazır olup olmadığınızı bir kez daha gözden geçirin derim. Ben bu tempoya hazırdım ve kış boyu evde oluşum bana ekstra bir konfor sağladı.
Ve son olarak düşünce gücü ile ilgili bir kitap okuyorum. Düşüncelerimizle olayları ya da kişileri hayatımıza çağırıyor muyuz sizce de?
Bir kişi aklınızdan geçerken telefonunuz çalıyor ve karşınıza o kişi çıkıyor mu, ya da ansızın karşılaşıveriyor musunuz, ya da gördüğünüzü mü zannediyorsunuz?
Siz siz olun ne düşündüğünüze dikkat edin.
Oh be uzun zamandır konusuz abuklamamıştım iyi geldi.
Son olarak şu fener şampiyonluğuna değineyim. Babam fenerlidir, ece’yi de saflarına almaya kararlı. Kendisi azıcık da fanatik mi desem mesela bursa-fener maçında fener yenilince ağzımdan “oh çok iyi oldu hehehe” sözcüklerini duyan babam birden köpürüvermişti, “bursalı mısın” niye seviniyorsun diye ve gayet de ciddiydi, o günden beri fenerlilerle uğraşmam tırsarım. Nedense bende fenerbahçenin biraz zorlama şampiyon yapıldığı hissiyatı oluştu, beşiktaş maçındaki hakem kararları yüzünden. Diyorum ve kaçıyorum, yine de şampiyonluk kutlamaları hoştu dün gece lig tv’ de denk geldim. Ama özellikle Emre ve kaleci volkana gıcık olduğumu da belirtmeden geçmeyeyim.
Oh rahatladım:)

> Ne sizi özürsüz yargılayıcı yapıyor?” diye bir soruyla biten bir yazı okudum ve aklıma hemen şu İngiliz atasözü geldi: “Hayat herşeyin tersini görecek kadar uzundur.” İşte tam da bu yüzden büyük laflar etmekten çekinirim ben. Söylemeden önce durup bir kez düşünmek gerekir. Ama yine beşer şaşar, ben de yargılarım:

  • Eğer, karşındaki kişi sana inandığı bir şeyi heyecanla anlatırken ilgisizce dinleyip yarım ağız cevap veriyorsan ya da o heyecana ortak olamayıp alaya alıyorsan -ki anlatan kişi bunun farkına varmıştır ama renk vermiyordur-günün birinde aynı duruma düşebileceğini unutma derim.
  • Eşek çamura çökünce akıl veren çok olur. O çok kıymetli fikrini “ben zaten bıdı bıdı bıdı” diyerek ortalığa döküyorsan sana sorarlar, peki ben danışırken o kıymetli elini taşın altına neden sokuvermedin, neredeydin diye.
  • Bana söylemek istediklerini açıkça yüzüme söyleme cesareti bulamadığından saçmalayan, konuyu saptıran, saptırdıkça sohbetin içinde kaybolan insanlar: bittt!
  • Koşulsuz şartsız tüm “sitemkarlar“: Sitem etmeden bir aynaya baksan nasıl olur acaba? -ki dostum ben şu sıralar karşımdakinden beklediğim hareketleri kendim yapıyorum inan çok daha tatmin edici oluyor, sana da tavsiye ederim.
  • Olumsuz olayların sorumluluğunu kendinde aramayıp başkalarına yükleyenler, yüklemeye çalışanlar ve bu yüzden huzurumu bir cümleyle kaçırabilenler, ne zaman büyüyeceksiniz?

Başlığa gelince, bu tür yazılarımı genelde gece melankolisiyle kaleme alırdım ama evde bebek var!

>

Medela süt pompam yine bozuldu. Öncelikli tavsiyem bir süt pompası alacaksanız bu medela marka olmasın. Ancak medela olduysa da umarım E-bebek mağazalarından almışsınızdır, zira 6 ayda 2. kez bozulan pompamı bu kez “dövüşmeden” değiştirdiler.-1.dövüşü hatırlamayanlar şuraya bir tık lütfen!

Medela ile yola devam ediyoruz, zaten minnoş ek besinlere de başladı ve artık süt yavan geliyor küçük hanıma, daha çok “pekmezli” mamalar istiyor şu sıralar.

Okuyumaya devam edin; sırada birkaç minik öneri var.

Medela süt pompam yine bozuldu. Öncelikli tavsiyem bir süt pompası alacaksanız bu medela marka olmasın. Ancak medela olduysa da umarım E-bebek mağazalarından almışsınızdır, zira 6 ayda 2. kez bozulan pompamı bu kez  “dövüşmeden” değiştirdiler.-1.dövüş şurada;http://zeynepaskin.blogspot.com/2010/11/e-bebek-rezaleti.html

Medela ile yola devam ediyoruz, zaten minnoş ek besinlere de başladı ve artık süt yavan geliyor küçük hanıma,  daha çok “pekmezli” mamalar istiyor şu sıralar.

Blogspot da ben yazmaya niyetlenince kapanıyor sanırım, kafamda vardı birkaç yazı başlığı ama yine o can sıkıcı ihtarla karşılaşınca buraya sektim ben de…

Okuyumaya devam edin; sırada birkaç minik öneri var.

>Dün gece şöyle bir yürüyüşe çıktım, evin karşısındaki parkta kardanadamlarla karşılaştım. Çok ısrar ettiler, “Zeynep abla hangimiz daha güzel olmuşuz” diye…

Hepiniz güzelsiniz dedim, inandıramadım, sizlere sormam konusunda ısrarcı oldular, karar sizin:

Miss Kardan 1;

Miss Kardan 2;

Miss Kardan 3;

karar sizin:)

>ÇOCUK OLMAK…

Yayınlandı: 12 Mart 2011 / KATEGORİZE EDEMEDİKLERİM...

>

Çocuk olmak demek, yerde kalan son kar birikintisinin başında eğlenebilmek demek!
Şiiişşşşşt bizim arabaya doğru değil!